! KÖYDE AĞAÇLANDIRMA YAPMAK GEREKİRMİ !
 

Denizli Türküleri

Bulutlu

23°C

Denizli

Bulutlu
Rüzgar: Kuzey yönünden 2 km/s hızında
Pzt 9°C / 22°C Yağmur İhtimali
Sal 10°C / 28°C Yağmur İhtimali
Çar 8°C / 24°C Az Bulutlu
Per 7°C / 21°C Yağmur İhtimali

Beni Twitter`da takip et

Beni Twitter`da takip et

önemli linkler

E-Türkiye

e-mevzuat

resmi gazete

e-arşiv

e-genelge

Perşembe, 02 Eylül 2010 21:14

KASABAMIZIN TARİHİ

Yassıhüyük kasabasının bulunduğu topraklarda ilk yerleşim tarihi M.Ö. 2000’li yıllara kadar gittiği kesindir. Çünkü kasabanın 200 metre kadar hemen kuzeyindeki höyük bunun en büyük kanıtıdır. Acıpayam Ovası’ndaki köy ve kasabaların özel tarihini çıkarmak güçtür. Genel olarak Acıpayam tarihi bu ovadaki tüm yerleşim yerleri içinde geçerlidir.

M.Ö. 1500 yıllarında, Acıpayam ovasında Hitit’lerin hüküm sürdüğü tarihi yazılı kaynaklarda mevcuttur. Hitit’lerin egemenliği yaklaşık 300 yıl kadar sürmüştür. M.Ö. 1200 yıllarında İyonlalılar,M.Ö. 800 yılında ise,Lidyalılar,M.Ö. 456 yıllarında Persler hüküm sürmüşler ve M.Ö. 440 Yılında ise Büyük İskender’in ordularınca,Makedonya topraklarına katılmıştır.Tarihinin ilk çağlarından beri sürekli el değiştiren Acıpayam ovası, M.Ö. 200 yıllarında Makedonya İmparatorluğunun dağılmasından sonra bir sürü Seleikosların eline geçmiştir.M.Ö. 133 Roma İmparatorluğunun bu toprakların sahibi olmuştur.M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğunun parçalanmasından sonra, Acıpayam ovası ve çevresi Doğu Roma İmparatorluğunun, daha sonra da Bizans İmparatorluğunun egemenliği altına girmiş olup;1195 den itibaren de Türk Beyliklerinin ilgi alanına girmiştir.

 

Acıpayam ve çevresinin ilk defa Afşin bey tarafından fethedildiği rivayet edilmektedir. 1095 yılından itibaren Acıpayam Ovası sık sık el değiştirmiştir.1097 Yılında Selçuklu Kervanları, Ladik(Denizli)’de soyulmaya başlayınca,Anadolu Selçuklu sultanı Kılıçarslan, Denizli ve çevresinin fethi için Mehmet Gazi ve Server Gazi’yi görevlendirmiştir. Her iki gaziye bağlı birlikler Denizli ve yöresini ele geçirirken Semerkandi Baba ve Beyazıt Han Komutasındaki bazı birlikler de Honaz (Colosia) üzerinde Elma dağı’nı geçerek;Diokayseria antik kenti (Yeşilyuva) etrafında,düşmanla ilk temasa sağlamışlardır.Bu yörede yapılan şiddetli çatışmalar sonucunda kent ele geçirildi. Bu gün Yeşilyuva kasabasında mezarları bulunan Semerkandi Baba ve Beyazıt Han, bu çatışmalarda şehit düşmüşlerdir. Yörenin Türk kuvvetlerince ele geçirilmesi sonucu,Oğuz boylarından bazı gruplar da,karaağaç ovası na gelip yerleşmeye başladılar. İşte bu boylardan Oğuz bey, Oğuz köyüne Kara Afşar boyundan iki boyda Karaağaç Baba öncülüğünde bir kısmı Eşeler Dağı eteğine- bugünkü Kumafşarı Kabasının bulunduğu yere bir kısmıda Elmadağ’ın batısına,Karahöyükafşarı’na yerleştiler. Bu göçler Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılışına kadar sürmüştür.

 

Bugün kasbadaki sülaleler incelendiğinde Ortaasya’dan veya Kafkaslardan gelip yerleşen, Tatarlar,Abazlar,Çerkesler,Kırgızlar,Türklenler(Yörükler) gibi obaların olduğu görülmektedir.Birkaç ailede Güneydoğu Anadolu’dan gelmiştir.Ayırıca  Bizanslılar’dan kalan yerli aileler ile romanlar zaman içinde gelenlerle kaynaşmışlardır.Yöreye gelip yerleşen Türkler Oğuzların Kınık  boyundandır

 

Anadolu Beylikleri döneminde Acıpayam yöresi, Hamitoğulları Beyliği’ne bağlanmıştır.Acıpayam Ovası “Hamit Ovası” olarak biliniyordu ve bu isimle anılıyordu. Hamitoğulları döneminde yörede yeni köyler kuruldu. Halk tarım ve ticaretle uğraşarak zenginleştirildi. Ancak bu sakin hayat Germiyanoğullarının hakimiyetiyle sona ermeye başladı. Merkezi Kütahya’da bulunan Germiyanoğulları, Hamamkaşı ve Kazıkbeli’nde yol kesip kervanları soymaya başlayıp, Ovanın hakim gücü durumundaki Afşarlar ile sık sık sürtüşmelere girdiler. Avşarların Beyi Karaağaç Baba Germiyan oğulları’na boyun eğmemiş, sık sık çatışmıştır.Bu çatışmalar sonucunda ova Germiyanlılar’dan kurtulmuştur. Avşar beyleri türküsünün bu dönemden kaldığı sanılmaktadır.

 

Selçuklu döneminde yöre Gölhisar Beyliğine bağlanmıştır. Gölhisar Beyliği Hamitoğulları’na bağlı olduğu için ovaya “Hamitoavası” denmiştir. (1316-1324) “Hamit ovası” daha sonraları Karaağaç Baba’nın adından dolayı “Karaağaç Ovası” olarak anılmaya başlanmıştır.

 

1300 yıllarından sonuna Osmanlıların eline geçen Karaağaç bölgesi, Isparta sancağına bağlandı. Isparta Sancağın da bir başka Karaağaç bölgesi olması nedeniyle adı “Batı Karaağaç” anlamına gelen “Garbıkaraağaç” olarak değiştirilmiştir Doğu Karaağaç bugün hala Isparta’nın bir ilçesi olan Şarkikaraağaç’tır.

 

Timur’un Anadolu’yu istila etmesi sonucu, Germiyanoğulları yeniden egemen olmaya istemişlerdir. Osmanlı yönetiminden son derece memnun olan halk bu durumu kabul etmemiş ve isyan etmiştir. Bu isyan üzerine Germiyanoğulları yöreyi “Asi Karaağaç” olarak adlandırdılar. Asi Karaağaç, Burdur’un Sancak olması ile birlikte, Burdur Sancağı’na bağlanmış;1870 tarihli Osmanlı İdari Nizamnamasi ile burada bir ilçe kurulmasına karar verilmiştir.1871yılında da  “ilçe teşkilatı” kurulmuştur. 1888 yılında belediye teşkilatı kurulduktan sonra adı, yetiştirildiği bademlerin acı olması nedeniyle “Acıbadem”olarak değiştirilmiştir.

Tüm bu tarihsel süreç içinde Yassıhüyük  yerleşim yeri olarak varlığını sürdürmüştür. Köy önceleri Höyüğün üzerinde ve güneyindeki düzlükte iken daha sonraları şimdiki alana doğru yayınlanmıştır.     1333 yılında ünlü gezgin ibn-i Batuta bu yöreden geçmiştir. Ünlü gezgin Acıpayam Ovası’nı” son derece bataklık ve sık bitki örtüsünün içinde balkanlık bir yer “olarak anlatmıştır.                                                                                                                             Atalarımız ilk camilerini Cumayanı’na yapmışlardır. Bugün bu caminin bahçesinde olduğu sanılan mezarların kalıntıları hala ayaktadır. Bugün buraya cenaze gömülmemektedir.

COĞRAFİ DURUMU

 

Yassıhüyük Kasabası’nın coğrafi durumu ile buna bağlı diğer bilgileri incelemeden önce bağlı olduğu coğrafyanın incelenmesi gerekmektedir. Kasabanın içinde yer aldığı çoğrafya Acıpayam İlçesi’nin çoğrafyasıdır. Anadolu yarımadasının güneybatısında,Ege bölgesi’nin güneydoğusunda yer alan Acıpayam İlçesi,Denizli İline bağlı olup,ilin güneydoğusunda yer almaktadır.

Yassıhüyük Kasabası yüzölçümü 492,640 dekardır.Denizden yüksekliği 950 m civarındadır.Kasaba’nın kuzeyinde Serinhisar İlçe merkezi,Ayaz ve Yüreğil köyleri,Yatağan Kasabası,Doğusunda Ovayurt ve Apa Köyleri,Güneyinde Kırca Köyü ile Alaattin Kasabası, batısında da Ballık Dağı  bulunmaktadır.Komşu köy ve kasabalarla belirgin ve doğal sınırları bulunmamaktadır.

Kasaba,Acıpayam Ovasının kuzey batısında düz bir alanda kurulmuştur.Sınırları içinde Ballık dağı ve bu dağa bağlı bazı yükseltiler bulunmaktadır.Bu yükseltilerin dışındaki en önemli yükseltisi höyüktür.Höyük,Kasabanın kuzeyinde  ve 200 mt kadar uzağındadır.Höyüğün yüksekliği yer yer 4 metre ile 10 metre arasında değişmektedir.

Kasbanın güneyinde 330 nolu Devlet Karayolunun sağında ve solunda köyün hayvanlarının otlatıldığı yaz aylarında da harmanların dövüldüğü meralar bulunmaktadır. Bu meralara çevrede “Çayır” denmektedir.Bu meralar son yıllarda çeşitli nedenlerden dolayı gittikçe küçülmüştür. Meranın, devlet karayolunun güneyinde kalan kısmına “koru” denir. Bu mera 1960 lı yıllarda devlet tarafından ıslah edilmeye çalışılmış, etrafı dikenli telle çevrilmiş.Buraya,otların büyümeye başladığı şubat ayından itibaren “otlatmak amacıyla” hayvan sokulmazdı. Otlar büyüyüp, tohumlarını döktükten ve harman zamanı geldiğinde köy sığırlarına açılırdı.Koruya,belirlenen zamanların dışında hayvan sokanlara para cezası verilirdi.Köy bekçisi aynı zamanda korununda bekçiliğini yapardı.Karayolunun kuzeyinde kalan mera ise uzun yıllar harman yeri olarak kullanılmıştır. Ayrıca burası yaz kış köyün sığırlarının otlağıydı. Son yıllarda belediyenin burayı parsellemesiyle mera konut alanı haline getirilmiştir.

Birde “Bünlek” ile “Çayırbağları” arasında kalan küçük çayırbağları merası bulunmaktadır. Harman yeri adı da verilen bu mera Kasbanın batısında kalır.Eskiden harman yeri oalark kullanılırdı.”Cumayanı” Kasabanın doğusundaki diğer meradır. Burası çocukları ve gençlerin yaz kış oyun oynadıkları – veya gezintiye çıktıkları yerdir.Burada kış aylarında Çelik Çomak oynanırdı.Meranın doğu kısmına Spor sahası yapılarak etrafı dikenli tel ile çevrilmiştir. İlköğretim okuluda bu meranın güney kıyısındadır.Meranın bir ucunda su anda kurumuş olan “Cumayanı Gölü” bulunurdu.

Meralar (çayırlar) düz ve taban suyu yüksek olan taban arazilerden oluşmuştur.Toprak, haziran ayının sonuna kadar nemli olduğundan bitki örtüsü sık ve yüksek boyludur. Ancak kasabanın başka otlağı bulunmadığından sürekli otlatma sonucu bitkiler boy atmadan hayvanlar tarafından tüketilmekte,cılız kalmaktadır.

Meralardaki bitki örtüsü mezofitlerden (suyu seven bitkiler ) oluşmaktadır. Sık ve yüksek boylu olan bitkiler topragın üzerinde sıkı çim kapağı meydana getirmişlerdir. Çayırların hakim bitkisi ayrık ve yabani yoncadır.Bunların yanı sıra yabani arpalar,dikenler,döngeller ve bataklık kamışları da boy göstermektedir.

Mera bitkilerinin boy atamaya topragın da ısınmaya başladığı mart ayının sonuna doğru, mantarlar da çıkmaya başlar. Kasabalının çok sevdiği bu mantarların boyları küçük olup renkleri koyu kahverengiden siyaha doğru değişmektedir. Zehirsiz ve son derece lezzetli olan bu minik mantarları ova köylülerinin hepsi çok sevmektedir.     Meraların çevresinde drenaj kanalı geçmektedir.Meralar aşırı ve düzensiz otlatma sonucunda, kalitesini ve vasfını yitirmiştir.

Acıpayam-Denizli karayolunun hemen batısında ovanın bittiği yerden itibaren dağlık alan başlamaktadır. Ballık dağı,kasaba sınırları içindeki tek dağdır. Bu dağ,arkasındaki Gölgeli Dağları’nın bir eklentisidir. Ballık Dağı’nın güneyinde “Koca Dere” ve “Bokluca Dağı” mevkileri bulunmaktadır. Kasabanın sınırları içinde kalan tepelerde orman yoktur. Tepelerin ovaya doğru tatlı biri meyille inen yamaçlarının bir kısmı tarla olarak kullanılmaktadır

Kasaba sınırları içinde dere,çay gibi doğal akarsu bulunmamaktadır. Ballık Dağı’ndan ovaya doğru yağmurlu zamanlarda akan kuru dereler vardır. Kasabada akarsu bulunmadığından yüzyıllardır kuru tarım yapılmıştır. 1970 li yıllardan sonra özel şahıslarca kendi evlerinin bahçelerine, sokak aralarına “su çıkarmaya” (artezyen kuyuları açılmaya) başlanmıştır. Bu artezyenler kuyularının suyu kendiliğinden akmaktaydı. Zamanla sularının bilinçsizce kullanılması veya başka nedenlerle yer altı suları daha derinlere çekilmiş ve artezyenlerin kendiliğinden akması sona ermiştir.

Bugün artezyenlerden su,motorlu pompalarla çekilmektedir. Ovanın bazı kesimlerinde Devlet Su İşleri’nce sondaj kuyuları açılması, sulama kanalları yapılması sonucu sulu tarıma geçilmiştir.Evlerin önlerindeki bahçelerin sulanmasında, yıllarca 2 veya 3 metrelik kuyular kullanılırdı. 1950 li yıllardan sonra kol gücüyle çalışan tulumbalar görülmeye başlanmıştır. Zaman içinde kuyular kapatılmış tulumbalar yaygınlaşmıştır. Kasabanın kurulduğu alanın taban suyunun yüzeye yakın olması nedeniyle 2 ile 4 metre derinlikten şu çıkmaktadır . Ancak bu su, acımsı ve sert olduğundan içme amaçlı kullanılmamıştır. Ancak günlük çamaşır, bulaşık, temizlik gereksiniminde, hayvanların ve bitkilerin su ihtiyaçlarında kullanılmıştır.

 

İKLİM

Kasaba, coğrafi yönden Ege Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi arasındaki geçiş noktasında yer aldığı için daha çok Göller Bölgesi’nin iklim özelliklerini taşır. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yaşlıdır. Son yıllarda kışlar ılıman geçmeye başlamıştır. Yağışlar daha çok kış ve ilkbahar aylarında görülmektedir. Kar genellikle kış aylarında yağmaktadır. Yıllık yağış ortalaması 54,78 mm, Nispi nem ortalaması 57,32 ve ortalama sıcaklığı 33 derece dir.

 

KASABANIN YOLLARI

Kasabanın sınırları içinde olup, bağ ve bahçelere, tarlalara veya komşu köylere giden çoğunlukla toprak olan son yıllarda belediyece genişletilerek kumlanmış ve yaz kış kullanılabilir hale getirilmiştir. Daha önceki yıllarda bu yollardan kışın geçilmezdi. Bu yolların adları şöyledir; Mezarlık Yolu, Seke Yolu, Seke Bağları Yolu,  Imırdat Yolu, Şeher Yolu, Kızılhisar (gızassa) Yolu, Ayaz Yolu, Yüreğil Yolu, Taraş Yolu, Celledin Yolu, Aladın Yolu, Çam Yolu, Ardıç Yolu, Armutluk Yolu, Çöğür Yolu, Çalı Yolu, Garamat Yolu, Uzundere Yolu, Çene Yolu, Çayırbağları Yolu, Daşlık Yolu, Karaburun Yolu.

 

KUYULAR VE ÇEŞMELER

1950’li yıllardan önce gerek insanların gerekse hayvanların içme suyu, kuyulardan sağlanırdı. Bu kuyular amaca göre kazılırdı. Sadece sulama suyu olarak kullanılacaksa en fazla üç metreye kadar kazılmaları yeterli olurdu. Taban  suyunun yüzeye yakın olması kuyularında kazılmasını kolaylaştırmıştı. Ancak tatlı su kuyularının derinlikleri beş ile on metre arasında değişiyordu. Kuyular kasabanın meydanlarında, evlerin avlularında olduğu gibi ovanında çeşitli mevkilerinde bulunurdu. Kuyular hayırseverler tarafından kazdırılır ve korunurdu. Özellikle sıcak yaz aylarında suyu tatlı ve serin olan kuyular herkes tarafından tercih edilirdi.

Her kuyunun ağzına ortası delikli ve yuvarlak kuyu taşı konurdu. Kuyu taşının ağzı bir insanın sığacağı genişlikteydi. Ayrıca suyun kolaylıkla çekilmesi için kuyu üzerine serenler yapılırdı. Seren için yaklaşık 5 metre uzunluğundaki iki direk kuyunun birkaç metre uzağına dikilir., bu direklerin arasına da yine en az 5 metrelik bir başka direk yatay olarak monte edilerek basit bir kaldıraç oluşturulurdu. Yatay olan direğin arka kısmına ağırlık asılır, ön kısmının tam uçuna da zincire bağlı kova takılırdı. Bazı kuyuların zinciri olmadığı için su çekmede urgan kullanılırdı. Kuyuların yanında hayvanların da su içeceği yalaklar konurdu.

 

Kırık Kuyu, en eski ve tarihi kuyulardan biriydi. Suyu tatlıydı. Ayrıca yaz aylarında da soğuk olurdu, Küçük Kuyu,Garamat Kuyusu,Çalı Yolu Kuyusu,Kanlı Kuyu,Ardıç Yolu Kuyusu,Çam Yolu Kuyusu,Karaburun Kuyusu suyu tatlı olan en önemli kuyulardandı.

Kasabanın içinde yapım tarihleri bilinmeyen üç adet tarihi çeşme vardı. Bunlar Bünlek, Kocapınar (gocupınar) ve Yenipınar’dır. Bugün bu çeşmeler kurumuştur. Sadece kalıntıları görülmektedir.

Bünlek’in suyunun, Ballık Dağı’ndaki bir kaynaktan geldiği bilinmektedir. Suyu son derece temiz ve yumuşaktı. İçinde alabalıklar yüzerdi. Bünlek elli yıl kadar önce kasabanın içindeydi. Gadıosmanlar’ın evinin önündeki bir çeşmeden akmaktaydı. Daha sonraları bakımsızlık, ihmal ve vurdumduymazlık sonucu bu çeşme yıkılmış, Bünleğin su yolunu oluşturan kanalın üzerindeki kapak taşları da çocuklar tarafından söküle söküle ta Armutluk mevkiine kadar gitmiştir.

Gocupınar ise kaynağını Honaz Dağı’ndan almaktaydı. Honaz Dağı’nın kireçsiz ve mineral yönünden zengin olan suyu, toprağın birkaç metre altından ilkel künklerle Cumayanı’ndaki eski Caminin önüne getirilmişti.Bu çeşme yakın zamana kadar gür bir şekilde akardı.Bayram günleri, bayram namazından önce kadınlar kızlar bu çeşmeden bayram suyu doldururlardı. Bu suyun her eve bereket getireceğine inanılırdı. Bayram günü her evde mutlaka “gocupınar” suyu içilirdi. Kasabada anlatılan rivayete göre “ bir bayram sabahı yine genç kızlar ve gelinler gocupınar’a su doldurmaya gitmişler. Bayram namazına doğru çeşmenin yanına ak sakallı bir ihtiyar gelmiş. Kadınlardan, kızlardan bir tas su istemiş. Onlarda bu yaşlıya su vermemişler.Yaşlı adam ellerini havaya açarak “inşallah susuz kalırsınız” diye beddua etmiş. Meğer bu ihtiyar Hızır imiş. Bu yüzden yakın zamana kadar kasabanın içinde tatlı su çıkmamışmış”

Yenipınar, kasabanın güneyinde Burdur-Yeşilova şoşesinin hemen kenarındaydı. Daha ziyade çayırdaki hayvanların su içmesi için yapılmıştı. Bu çeşmenin kaynağı da Alaaddin Kasabası’nın üstündeki dağlardaydı. Şimdi bu çeşme kurumuştur. Bu üç çeşmenin ne zaman ve kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.

Acıpayam-Denizli karayolu’ndan kasaba girişinde bulunan benzin istasyonunun hemen üçyüz metre kadar uzağında “Pazar Çeşmesi” vardı, Bu çeşme asırlık söğüt ağaçlarının altındaydı. Bir başka adı da “Vali Çemesi’ydi. Acıpayam’a gelen devlet büyükleri bu çeşmenin bulunduğu alanda karşılanırdı. Artezyen şeklinde yerden çıkan bu çeşmenin de ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Şimdi bu çeşme de kurumuştur.Ayrıca asırlık söğütler de kesilince bu alanın eski özelliği ve güzelliği kaybolmuştur.

 

ULAŞIM

Yassıhüyük Kasabası, Acıpayam İlçesi’ne 12 Km. Denizli il merkezine 38 Km uzaklıkta olup 330 nolu Devlet Karayolu’nun üzerindedir. E 87 No’lu Karayolunun, 330 No’lu yolla kesiştiği kavşaktan doğuya doğru 3 km uzaklıktadır.

Çevre il ve ilçelerden kasabaya ulaşım yılın her mevsiminde kolaylıkla sağlanmaktadır. Ayrıca çevre köy ve kasabalardan da her zaman taşıt bulunabilmektedir.Denizli ile ulaşım, her saat başında kasabanın içinden geçen Yeşilyuva minibüsleri ile sağlanır. Ayrıca kasabanın midibüsleri de bazı saatlerde Denizli’ye ve Acıpayam’a yolcu taşırlar. Burdur istikametine ise Yeşilova otobüsleri ile gitmek mümkündür.

1896 yılında Denizli’ye ulaşımi Şeher yolundan sağlanırdı. Bu yol Yüreğil Köyü’nün üstünden Kefe Yaylasına, oradanda Honaz istikametine giderdi. Ayrıca ulaşım işlerinde kullanılan 42 beygir, 20 Katır, 140 Eşek ve 12 Deve bulunmaktaymış. O tarihlerde 55 kağnı ile 23 at arabasını olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir.

Kasabanın tacirleri katırlarla, atlarla,eşeklerle ve at arabaları ile iklimin uygun olduğu zamanlarda Antalya’ya, Aydın’a hatta İzmir’e kadar giderek ticaret yaparlarmış.1906 da Acıpayam’dan Denizli’ye şose yapılmaya başlanmış, Kasba’nın Çöğür yolu Mevkii’ne kadar yaklaşık 12 km’lik bölümü tamamlanmıştır. O günün koşullarında yol bitirilememiştir.

 

KAYNAKÇA

1- Bekir CANER – Tüm Yönleriyle Yassıhüyük Bilal Ofset Nisan 2010 - Denizli

 

 

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               

 

Ziyaretçi Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün130
mod_vvisit_counterDün146
mod_vvisit_counterBu Hafta130
mod_vvisit_counterBu Ay3347

Bunlari Biliyor musunuz

Dünyaya her yıl düşen yağış miktarı eşittir.

Günün Sözü

Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır. Bernard Shaw